İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. GEZİ REHBERİ
  3. Konya Arkeoloji Müzesi

Konya Arkeoloji Müzesi

ABONE OL  Google News

Konya Arkeoloji Müzesi, Konya’nın Meram ilçesindedir. 1901 yılında, müze deposu olarak kurulmuştur. 1962 yılında bugünkü binasında, Konya Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

Konya Arkeoloji Müzesi İle İlgili Bilgi 

Konya Arkeoloji Müzesi’nde eserler tarihsel özelliklerine göre ayrı salonlarda ve de bahçede sergilenmektedir. Bunlar Prehistorik Eserler SalonuDemir Çağı Eserleri SalonuRoma Çağı Salonu ve Sikke Salonu’dur. Ayrıca müzenin bahçesinde de çok sayıda eser sergilenmektedir.

Bu eserler Neolitik Çağ’dan başlayarak, Eski Tunç, Orta Tunç (Asur ticaret kolonileri), Demir (Frig, Urartu), Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans çağlarına aittir.

Prehistorik Eserler Salonu 

Konya Arkeoloji Müzesi’nin Prehistorik Eserler Salonu’nda sergilenen parçalar üç başlıkta incelenmektedir.

Neolitik Çağ eserleri (MÖ 6500-5300): Erbaba, Süberde ve Çatalhöyük kazılarında bulunan eserlerle birlikte, elde yapılmış pişmiş toprak kaplar, obsidyen ve çakmak taşından yapılmış ok ve mızrak uçları mevcuttur.

Eski Tunç Çağı Eserleri (MÖ 3000-1950): Çoğunlukla Sızma ve Karahöyük kazılarında çıkarılan eserlerdir. Bu bölümde, Beyşehir Gölü çevresinden gelen ve Göller Bölgesi’nin karakter özelliklerini taşıyan üzeri yivli pişmiş toprak kaplar da yer almaktadır.

Orta Tunç (Asur Ticaret Kolonileri) Çağı eserleri (MÖ 1950-1750): 1952’den bu yana Konya Karahöyük’te yapılan düzenli kazılarda ortaya çıkarılan çarkta yapılmış çeşitli şekillerdeki pişmiş toprak kaplar, üzüm salkımı şeklinde kandiller, hayvan formunda kaplar, bronz halkalar ve silindir mühürler bu eserler arasında yer almaktadır.

Demir Çağı Eserleri Salonu 

Konya Arkeoloji Müzesi’nin ikinci salonundaki Demir Devri eserleri, dört bölüme ayrılmıştır.

Demir Çağı eserleri (MÖ 8. 7. ve 6. yüzyıl): Konya’nın merkezindeki Alaeddin Tepesi’nde bulunan üzeri figürlü Frig Devri kaplar, Konya’nın Karapınar ilçesinin 20 kilometre kuzeyindeki Kıcıkışla’da çıkarılan yine Frig Devri boyalı kaplar, Urartular’a ait bronz fibulalar (Frig dönemine özgü çengelli iğne) ve üzeri figürlü plakalar bulunur. Ayrıca Kıcıkışla’da bulunmuş çeşitli formlarda pişmiş toprak ve boyalı Lidya kapları mevcuttur.

Klasik Devir eserleri (MÖ 480-330): Kıcıkışla kazılarından çıkarılan üzeri parlak siyah boyalı ithal malı kyliksler (iki yanında sapları olan seramik içki kabı), lekythoslar (ince uzun gövdeli, tek kulplu yağ testisi) ve üzeri siyah figür tekniği ile işlenmiş bir oinokhoe (şişkin gövdeli testi) bulunmaktadır.

Hellenistik Devir eserleri (MÖ 330-30): Çeşitli formlarda, üzeri parlak perdahlı tabaklar, çanaklar ve derin oymalı bir kabın parçası yer almaktadır.

Roma Devri bronz heykelcikleri (MÖ 30-MS 395): Bronzdan yapılmış Roma devri Hermes, Eros ve boğa heykelcikleri, bir vitrinin içinde sergilenmektedir.

Roma Çağı Salonu 

Konya Arkeoloji Müzesi’nin üçüncü salonundaki eserler, Roma ve Bizans Devri olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu salon Konya Arkeoloji Müzesi lahitler bölümü olarak da dikkati çekmektedir.

Roma Çağı Salonu

Roma Devri eserleri (MÖ 30 – MS 395): Beyşehir ilçesi, Yunuslar köyünde bulunan Sidemara tarzı sütunlu mermer Herakles Lahdi (MS 250-260) ile Konya’daki Iconium nekropolünde bulunan Sidemara tarzı sütunlu ve Pamphylia tipi girlandlı (Antik Yunan-Roma’da lahitlerin üzerindeki iki nokta arasına yerleştirilmiş yaprak ve çiçek süslemeleri) mermer lahit (MS 2-3. yüzyıl) burada göze çarpan eserlerdendir. Ayrıca bir adet Poseidon heykeli ve pişmiş toprak lahitler de burada bulunmaktadır. Yatay vitrinlerde pişmiş toprak kandiller, koku kapları ve parfüm kapları, cam gözyaşı şişeleri, deney tüpleri, bardaklar, sürahiler, altın yüzük ve bileziklerle, değerli taşlardan yapılmış yüzük, fildişi tarak ve manikür aletleri sergilenmektedir.

Bizans Devri eserleri (MS 395-1453): 1990’da Sille Tatköy’de yapılan kazıda bulunan ve MS 6. yüzyıla tarihlenen taban mozaiği, en değerli parçalardandır. Vitrinlerde ise Bizans Devri’ne ait bronz kapı tokmakları, kazan kulpları, haçlar, markalar, rölikerler (azizlere ait eşyaların saklandığı kutu) ve ok uçları sergilenmektedir.

Konya Arkeoloji Müzesi Bahçesindeki Eserler 

Konya Arkeoloji Müzesi bahçesindeki eserler de iki gruba ayrılmıştır.

Revaktaki eserler: Müzenin girişindeki revakta, Sille ve Konya’nın merkezinden getirilmiş Bizans Devri taş ve mermer mimari parçalarla, mezar taşları ve Roma Devri’ne ait mezar stelleri bulunmaktadır.

Ön bahçedeki eserler: Taş ve mermerden yapılmış Roma Devri heykelleri, lahitleri, mezar sandukaları, kül kutuları, sütun başlıkları, mezar aslanları ve yazıtlar bulunmaktadır.

Konya Arkeoloji Müzesi Tarihçesi 

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kuruluşundan kısa süre sonra, 1901 yılında Konya valisi Mehmet Ferit Paşa tarafından Konya’nın tarihî Karma Ortaokulu’nun içinde kurulmuştur. O yıllarda Sultan-i Mektebî adıyla anılan okulun avlusu içindeki küçük bir binada “Müze-i Hümayun”un Konya şubesi olarak hizmet vermiştir. 20 Mart 1920’de Konya’ya gelen Mustafa Kemal Atatürk hem Mevlana Dergâhı’nı, hem de müze deposunu ziyaret etmiştir. Bu ziyaretten sonra 1927’de Mevlana Dergâhı müze olarak açılmış, müze deposundaki eserler de oraya taşınmıştır. Arkeolojik eserler, 1953 yılında İplikçi Caddesi’ne taşınmış, 1962’de de bugünkü binasında ziyarete açılmıştır.

Konya Arkeoloji Müzesi Nerede?

Konya Arkeoloji Müzesi Meram ilçe merkezinde, Alaeddin Tepesi’ne 300 metre uzaklıktadır.

Konya Arkeoloji Müzesi Nasıl Gidilir? 

Konya’nın Meram ilçesi Larende Caddesi üzerindeki müze, şehrin meşhur Zafer Çarşı adını taşıyan çarşısına çok yakındır. Özel aracınızla gidecekseniz, çarşıya gelmeden sağa dönmelisiniz. Merkezî konumu nedeniyle, tramvayla ulaşım çok kolaydır. Ayrıca çok sayıda hattın otobüsü de, müzenin olduğu caddeden geçmektedir. Konya’ya Türkiye’nin her şehrinden otobüs, büyükşehirlerinden de uçak seferi bulunmaktadır.

Konya Arkeoloji Müzesi Giriş Ücreti 

Konya Arkeoloji Müzesi pazartesi günleri dışında hafta içi her gün, yaz döneminde, 09.00 – 18.40 saatleri arasında; kış döneminde ise 09.00 – 16.40 saatleri arasında ziyarete açıktır. Dileyenler müzeyi ücretsiz gezebilir.

Yazar Hakkında

Viyanablog Sitesinin Kurucusuyum.